fransızca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
fransızca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ocak 2014 Perşembe

jeter l'argent par les fenêtres

Fransızca jeter l'argent par les fenêtres ne demek? Türkçesi nedir?
 

1. parasını çarçur etmek, har vurup harman savurmak, avuç avuç para saçmak


  • (fr) Je vis chez mes parents et je ne compte pas louer. Pour moi c'est comme jeter l'argent par les fenêtres.
  • (tr) Ailemle yaşıyorum ve kiraya çıkmayı düşünmüyorum. Benim için bu boşa para saçmak gibi.

 

je ne te demande pas l'heure qu'il est

Fransızca je ne te demande pas l'heure qu'il est ne demek? Türkçesi nedir?
 

1. sana soran yok, sen işine bak


  • (fr) Je ne te demande pas l'heure qu'il est. Ça ne te regarde pas.
  • (tr) Sana fikrini soran yok. Seni ilgilendirmez.  


 

avoir de la merde dans les yeux

Fransızca avoir de la merde dans les yeux ne demek? Türkçesi nedir?
 

1.basireti bağlanmak, gözüne perde inmek


  • (fr) Le gar qui t'as dit que tu était moche devait avoir de la merde dans les yeux.
  • (tr) Sana çirkin olduğunu söyleyen çocuğun gözüne perde inmiş olmalı. 

  • (fr) Je crois que j'avais de la merde dans les yeux ce matin. J'ai mal lus toutes les questions du teste.
  • (tr) Galiba bu sabah basiretim bağlandı. Bütün test sorularını yanlış okumuşum.

à tout prix

Fransızca à tout prix ne demek? Türkçesi nedir?
 

1. ne pahasına olursa olsun, her hâlükârda


  • (fr) Mme. Morel veut empêcher à tout prix son fils de déménager à Paris.
  • (tr) Bayan Morel her ne pahasına olursa olsun oğlunun Paris'e taşınmasını engellemek istiyor. 
 

20 Ocak 2014 Pazartesi

à d'autres

Fransızca à d'autres ne demek? Türkçesi nedir?
 

1. geç bunları, külahıma anlat


  • (fr) - Je suis en retard parce que j'ai raté le bus.
                -À d'autres! Je suis sûr que tu as trop dormi!

  • (tr) - Geç kaldım çünkü otobüsü kaçırdım. 
                - Külahıma anlat! Eminim uyuyakaldın.
 
Kullanım notu: Bu deyimi size anlatılanlara inanmadığınızda kullanmalısınız. 

chercher la merde

Fransızca chercher la merde ne demek? Türkçesi nedir?
 

1. bela aramak, dertsiz başa dert aramak


  • (fr) Pourqoui tu as invité Guillaume à la fête? Tu cherches vraiment la merde.
  • (tr) Neden Guillaume'u partiye çağırdın? Gerçekten belanı arıyorsun.  

Kullanım notu: Bunun eşanlamlısı olan chercher des ennuis deyimini kullanmayı tercih edin. İçinde "merde" geçen tüm deyimler gibi bunu da resmî bir ortamda kullanmak çok ayıp!

se foutre de la gueule de

Fransızca se foutre de la gueule de ne demek? Türkçesi nedir?

1. dalga geçmek, alay etmek


  • (fr) Ils se sont foutus de notre gueule toute la soirée.
  • (tr) Bütün gece bizimle alay ettiler.
  • (fr) Oh mec, tu te fous de ma gueule ou quoi!?
  • (tr) Oğlum sen benle dalga mı geçiyorsun, n'apıyorsun!?
 

Kullanım notu: Birinci örnek genel kullanımı göstermekte; ikinci örnekse tehditvarî ve kavgaya davet eden bir yaklaşım içermektedir. Bu deyimin yerine eşanlamlısı olan se moquer fiilini kullanmayı tercih edebilirsiniz. İçinde "foutre" sözcüğü geçen tüm deyimler gibi bu da çok ayıp bir söylem. Yakın arkadaşlarınızın dışında kimsenin yanında kullanmamaya özen gösterin.

19 Ocak 2014 Pazar

casser les pieds

Fransızca casser les pieds ne demek? Türkçesi nedir?

1. asabını bozmak, sinirini zıplatmak


  • (fr) Gustave, arrête de trembler ta jambe! Tu me casses les pieds!
  • (tr) Gustave, ayağını sallamayı kes! Sinirimi bozuyorsun.
  • (fr) Les enfants nous a cassé les pieds avec leurs questions incessantes.
  • (tr) Çocuklar bitmek bilmeyen sorularıyla hepimizi gıcık etti.
 
Kullanım notu: Bunun eşanlamlısı olan casser les couilles ve péter les couilles deyimlerini çok yakın arkadaşlarınızın yanında bile kullanmamaya özen gösterin. Çok ayıp!

un vrai bazar

Fransızca un vrai bazar ne demek? Türkçesi nedir?


1. çarşamba pazarı gibi, çıfıt çarşısı gibi, savaş alanı gibi


  • (fr) Anne est vraiement désordonnée. Sa chambre est un vrai bazar
  • (tr) Anne gerçekten çok düzensiz. Odası çıfıt çarşısı gibi.

  • (fr) Ce matin j'ai laissé mes enfants seuls pour acheter quelques trucs et en rentrant j'ai vu que la maison était un vrai bazar.
  • (tr) Bu sabah, bir şeyler almak için çocuklarımı evde yalnız bıraktım ve döndüğümde gördüm ki ev savaş alanına dönmüş.
Kullanım notu: Bu deyimin teklifsiz konuşmalarda kullanıldığını unutmayın. Resmî bir konuşmada bunu kullanmanız hoş karşılanmayabilir.

faire courir un danger

Fransızca faire courir un danger ne demek? Türkçesi nedir?


1. tehlike arz etmek, risk oluşturmak


  • (fr) Le pont a été fermé parce que la fissure décelée sur le pied nord fait courir un danger. 
  • (tr) Köprü kapatıldı çünkü kuzey ayağında fark edilen çatlak tehlike arz ediyor.

  • (fr) Les mines terrestres font courir un risque persistante pour les enfants de la region.
  • (tr) Kara mayınları bölgedeki çocuklar için sürekli bir risk oluşturuyor. 
Kullanım notu: Aynı anlamlara gelen faire courir un danger ve faire courir un risque deyişleri birbiri yerine kullanılabilir.

ne pas payer de mine

Fransızca ne pas payer de mine ne demek? Türkçesi nedir?

1. ahım şahım bir yanı olmamak


  •   (fr) Il y a un restaurant chinois en dessous de chez moi. Ça ne paie pas de mine mais j'y vais quand je n'ai rien à bouffer chez moi.
  •   (tr) Evimin altında bir Çin lokantası var. Pek ahım şahım bir yer değil ama evde atıştıracak bir şey olmadığında oraya gidiyorum.

  •   (fr) C'est vrai que vu de l'exterieur l'hotel ne paie pas de mine, mais l'interieur a été récemment rénové; tout est neuf et propre.
  •   (tr) Doğrusu otel dışarıdan bakıldığında pek iyi bir şeye benzemiyor ama içi yakın zamanda yenilenmiş; her şey yeni ve temiz. 

péter un câble

Fransızca péter un câble ne demek? Türkçesi nedir?

1. aklını oynatmak, kafayı yemek, keçileri kaçırmak

  •   (fr) Buvons un verre au café d'en face s'il te plaît; j'ai besoin de parler. Sinon je vais péter un câble.
  •   (tr) Karşıdaki kafede bir şeyler içelim lütfen. Konuşmaya ihtiyacım var yoksa kafayı yiyeceğim.

2. küplere binmek, öfkeden kudurmak

  •   (fr) Quand mon père a appris que j'ai raté mon permis, il a pété un câble.
  •   (tr) Ehliyet sınavından kaldığımı öğrenince babam küplere bindi.


Kullanım notu: Aynı anlamlara gelen péter un plomb ya da péter les plombs deyimlerini de kullanabilirsiniz; ama hepsi teklifsiz konuşmalarda kullanılır. Asla resmî bir ortamda bu deyimleri kullanmayın

avoir le dos tourné

Fransızca avoir le dos tourné ne demek? Türkçesi nedir?

1. arkası dönük olmak

  • (fr) Pendant que j'avais le dos tourné, mon fils a tiré la nappe de table et cassé mon vase.
  • (tr) Arkam dönükken oğlum masa örtüsünü çekti ve vazomu kırdı.

2. arkasını dönmek, gitmek, ayrılmak

  • (fr) À peine le prof a le dos tourné, que les élèves recommencent à bavarder. 
  • (tr) Öğretmen arkasına döner dönmez, öğrenicler yine konuşmaya başlıyor.

  • (fr) À chaque fois son mari promet de ne plus boire mais dès qu'elle a le dos tourné, il se remet à boire. 
  • (tr) Kocası her defasında artık içmeyeceğine söz veriyor ama o arkasını döndüğü anda yine içmeye başlıyor.

Ayrıca bakınız: tourner le dos

tourner le dos

Fransızca tourner le dos ne demek? Türkçesi nedir?

1. arkasına dönmek 

  • (fr) À peine m’a-t-il aperçu qu’il m’a tourné le dos
  • (tr) Beni görür görmez arkasına döndü.

2. sırt çevirmek

  • (fr) Après le scandale de corruption, la plupart de membres du parti lui a tourné le dos
  • (tr) Rüşvet skandalından sonra parti üyelerinin çoğu ona sırt çevirdi.
 

Ayrıca bakınız: avoir le dos tourné

Dates, days and months in Turkish

In this post, I will try to explain everything you must know about saying dates, days, months and seasons. Days - Günler The days o...